GüncelMakaleler

ANALİZ | Paris Komünü Üzerine (1/3)

"21 Mayıs’ta Paris Komünü ihanete uğrar ve şehrin iki yöndeki kapıları açılır. Artık Versay askerleri Paris sokaklarındadır. Korkunç bir katliama girişirler. 30.000 Komünar bu saldırılarda katledilir. Daha sonra idam edilenlerle birlikte katledilen Komünar sayısı 55 bine ulaşır. Binlerce kişi sürgün edilir. Yine binlercesi hapsedilir. Komün düşmüştür"

“Tarihte eşi görülmemiş bir olay oldu bu. O zamana değin iktidar her zaman büyük toprak sahipleri ile kapitalistlerin, yani onların hükümet adı verilen şeyi oluşturan güvenilir adamlarının ellerinde bulunuyordu. Ama 18 Mart devriminden sonra Bay Thiers hükümeti, askeri birlikleri, polisi ve memurları ile birlikte Paris’ten kaçınca, halk durumun egemeni durumuna geldi ve iktidar proletaryaya geçti. Ne ki güncel toplumda iktisadi bakımdan sermaye tarafından köleleştirilmiş bulunan proletarya, ancak onu sermayeye perçinleyen zincirleri kırıp atarsa siyasal bakımdan egemen duruma gelebilir. Ve Komün hareketi işte bu nedenle kaçınılmaz bir biçimde sosyalist bir renge bürünecek, yani burjuvazi egemenliğini, sermaye egemenliğini yıkmaya ve güncel toplumsal rejimin temellerini ortadan kaldırmaya çalışacaktı.” (Lenin, Paris Komünü Dersleri, Sol Yayınları, s. 58)

Komünü Ortaya Çıkaran Gelişmeler

III. Napolyon yönetiminin Prusya’ya karşı açtığı savaş Prusya’nın 1. Wilhelm önderliği altında birleşmesi, Napolyon hükümetinin düşmesi ve 3. Cumhuriyetçi Hükümetin kurulması ile sonuçlanır. Savaş boyunca açlık ve kıtlık yaşayan Paris halkının Fransız egemenlerine duyduğu tepki giderek artar. Prusya’nın, yeni seçilen Adolphe Theris hükümetini istedikleri şartlarda bir barışa zorlamak üzere Paris’e yönelik olarak sürdürdükleri top atışları Paris halkının Fransız egemenleri ve Prusyalılara karşı nefretini artırır. Tarih 1871 Ocak’ı gösterdiğinde Theris Hükümeti Prusyalıların şartlarını kabul eder ve Prusyalılar Paris’i teslim alır.

Prusya-Fransa savaşı sırasında Paris’in savunması için savaşan askerlerin pek çoğu Ulusal Muhafızlar üyesidir ve Prusyalılara Paris’in teslim edilmesini “yurttaşlık onurunu kırıcı” bulurlar. Savaş süresince Fransızlara direnen Ulusal Muhafızlar, 1848 Devrimleri’nin etkisiyle birçok yerde örgütlenen halk komitelerinin desteğini alırlar. Halk komitelerinin Ulusal Muhafızlarla ilişkileri fiziki olarak birarada olmakla sınırlı kalmaz. Paris halkının komitelerde örgütlenmesinden esinlenen Ulusal Muhafızlar da kendi komitelerini kurup; Theris Hükümetine bağlı generallere emir-komuta hiyerarşisine bağlılığın reddi anlamına gelen kendi subaylarını seçerler.

Paris halkı gelişen kapitalizmin güç koşullarda yaşamaya mecbur ettiği işçiler, zanaatkarlar, şehrin dış mahallelerindeki köylüler, doktor, gazeteci gibi farklı meslek gruplarından kimseler ve askerlerden oluşmaktadır. Genel olarak yoksul olan halkın durumu savaşlar nedeniyle daha da çekilmez bir hal almıştı. Bütün bunların üzerine gelen Prusyalıların işgali halk açısından bir isyanın oluşumu için gerekli tüm koşulların tamamlanması anlamına gelir.

Dönem Fransa’sında anarşist-sosyalist akım oldukça güçlüdür. Hareketin önderi August Blanque ömrünün çok büyük bölümünü (33 yıl) mücadelesi uğruna hapiste geçiren, Paris halkı için saygın bir lider durumundadır. Diğer güçlü bir akım olarak ise Proudhoncular öne çıkmaktadır. Hala 1791 günlerine özlem duyan Jakobenlerin sayısı da oldukça fazladır. Tüm bu gruplara ilaveten sosyalistler de güçlü bir gruptur. Ancak dönem Paris’ini sosyalist hareket açısından domine eden anarşizmdir.

Paris halkının içinde giderek artan anarşist sosyalist komitelerin varlığı ve bu komitelerin Ulusal Muhafızlarla yaptıkları işbirliği Theris Hükümeti ve onun arkasında burjuva egemen sınıflar açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. Buradaki örgütlenmenin yayılması ve tüm Fransa’da hakim olması ihtimali hakim sınıfların kabusu haline gelir.

Prusya ile savaş döneminde kullandıkları 400 adet topun halen Ulusal Muhafızların elinde olması burjuvazi ve Theris hükümeti açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Çünkü bilmektedirler ki; o topların namlularının kendilerine dönmesi an meselesidir. Bu nedenle Theris Hükümeti General Claude Martin Lecomte’u Paris halkının elindeki 400 topu teslim almak üzere Paris’e gönderir. Paris tepelerinde saklanan 400 topu almak için gelen binlerce askerin karşısına Parisli yüzlerce kadın çıkar. Kadınların sanayide çalışmasını “ahlaksızca” bulan Proudhoncuların dönem Paris’inin siyaseti üzerindeki etkileri düşünüldüğünde kadınların evlerinden çıkıp direnişe destek vermeleri, komitelerde örgütlenmiş olmaları ve hatta doğrudan mücadelede öne çıkmaları gerçek anlamda büyük bir atılımdır. Ancak ilerde göreceğimiz gibi, ne yazık ki Proudhouncuların da etkisiyle, kadınların Komün üyelerini ve komüne bağlı çalışma komitelerini tayin eden oy hakları yoktur.

Ulusal Muhafızlar kendilerini silahsızlandırmaya gelen askerlere karşı komitelerle birlikte karşı koyarlar. Kadınların da öne çıktığı bu direniş sonucunda, savaşlar nedeniyle kendileri de yoksullaşmış olan ve Fransız burjuvazisine tepki duyan askerlerin Paris halkı saflarına geçmesi sonucunu doğurur. General Martin Lecomte ve muhafızların generali idam edilir. Bu durum, Theris Hükümeti ve Fransız burjuvazisinin endişelerinin gerçeğe dönüşmesi ve asker-sivil Paris halk komitelerinin kendilerine yönelmesi anlamına gelmektedir.

Paris halkının direnişe geçmesi Theris Hükümetinin Paris’te bulunan tüm hükümet görevlileri, memurlar ve merkezi hükümete bağlı askerler için “Paris’i terk etme” çağrısıyla sonuçlanır. Theris kendisi de Versay’a kaçar. Paris Komünü, Paris işçi asker komitelerinden oluşan Komünal Konsey, Paris’in yönetimini ele almıştır.

Paris Komünal Konseyi’nde Blanquistler, Proudhoncular, Jakobenler, Sosyalistler, işçiler, avukat, doktor ve gazeteciler, skerler bulunmaktadır. Kendisi hapiste olsa da August Blanque, Komünal Konsey’in Genel Başkanı seçilir. Tarih 28 Mart’ı gösterdiğinde Paris Komünü resmen kurulmuş olur.

Komünün Uygulamaları

Paris Komünü Marx, Engels, Lenin ve Mao’nun sıklıkla dile getirdikleri gibi “tarihteki ilk işçi devleti deneyimidir.” Bu bakımdan Komünün uygulamaları yoksulluk yaşayan işçi sınıfının durumunun iyileştirilmesine odaklanır. Versay’a kaçan burjuvaların geride bıraktıkları fabrikalar işçiler tarafından işletilmeye başlanır. Savaş süresince artan kiralar azaltılır ve kira borçları ertelenir. Savaşta yakınlarını kaybeden halka bir maaş bağlanır.

Paris Komünü aynı zamanda gerçek anlamda laikliğinde hayata geçirildiği ilk işçi devleti deneyimi olmuştur. Din görevlilerinin etkisi sınırlandırılır. Okullarda din eğitimi uygulamasına son verilir. Kiliseler Komünün faaliyetleri için de kullanılabilme şartına bağlı olarak açık tutulma izni elde edebilir hale gelir.

Polis gücü dağıtılır ve ancak geri çağrıldıkları zaman gelecek şekilde organize edilirler. Mahalle komitelerinin örgütlediği gıda dağıtım noktaları sayesinde ihtiyacı olan yoksul halk buradan gerekenleri temin ederler.

Komün içerisinde demokratik katılım esastır. Komiteler bir üst komiteyi seçerken halk da komiteleri seçmektedir. Bu demokratik işleyişe aykırı olan en önemli durum ise kadınların oy haklarının olmamasıdır. Komün oldukça demokratik işleyişinin yanında hayatta kaldığı 72 gün için oldukça önemli sayılabilecek bir dizi reform ve kamulaştırma politikalarını başarı ile uygulamaya geçirmiştir. Ancak mevcut devlet iktidarını ele geçirip onu kendi menfaatleri için kullanabilecekleri yanılgısı, devlet örgütlenmesinin paramparça edilmesini engelleyecek ve demokratik işleyiş proletarya diktatörlüğü kurulması zorunluluğuyla birleştirilmediği için burjuvazi açısından Komünü ortadan kaldıracak fırsatları Fransız burjuvazisine sağlayacaktır. Örneğin Paris bankalarında yer alan milyonlarca Frank’a el koymadıkları gibi Paris’teki burjuvaların bu parayı Versay’a kaçırmalarına ve burada Paris Komünü’ne karşı kullanılacak ordunun bu parayla toplanmasına mani olamayacaktır.

Paris Komünü kurulunca, Marx hazırlıksız oldukları için bir isyanın felaketle sonlanacağı yönündeki eleştirisini bir kenara bırakır ve Komünü coşkuyla selamlar. Komünün orduyu ve polis gücünü dağıtması ve yerel komitelerin demokratik bir şekilde seçimlerle belirlenmesi durumuna bakarak Engels’le birlikte “devletsizliğe giden ilk işçi devleti” olduğu tespitini yaparlar. Ancak Marx’ın tespitleri bununla sınırlı değildir.

Komünün hemen ilk anda Versay’a kaçan burjuvazinin işini o anda bitirmek üzere Versay üzerine yürümemiş olması büyük bir hatadır der. Gerçekten de Komünün burjuvazinin yaşadığı ilk şoku değerlendirmemesi, onun güçlerini ortadan kaldırmaması Komünün sonunu getirecektir.

Komünün Düşüşü

Versay’a kaçan Fransız burjuvazisi, Paris Komünü’nün Fransa’nın tamamına yayılmasını engellemek için Paris ile olan haberleşme ağlarını keser. Bu nedenle Fransa halkının direnişe ilişkin sahip oldukları bilgiler sınırlı kalır.

Narbonne, Limoges ve Marsilya’da da ortaya çıkan ayaklanmalar Paris’teki kadar güçlü yerel komitelere dayanmadıkları için kısa sürede burjuvazi tarafından dağıtılır. Paris Komünarlarının tüm Fransa’ya yayılan bir devrim beklentisi karşılıksız kalır.

2 Nisan 1871’de Versay’da bir ordu toplayan burjuvazi Paris’e saldırır. Direniş komiteleri oluşturulur ve burada kadınlar önemli görevler alırlar. Tıpkı Komünü ortaya çıkararak direnişte oynadıkları rol gibi Komünün savunulması sırasında da kadınların oynadıkları son derece önemli rol Paris Komünü’nün kendisinden sonra ortaya çıkacak sınıf mücadeleleri ve sosyalist devletlerde kadının oynayabileceği role ilişkin büyük bir başvuru kaynağı, önemli bir miras bırakmıştır.

Avrupa’daki işçi sendikaları ve sosyalist örgütlerden dayanışma mesajları yayınlansa da bunlar merkezi bir önderlik tarafından kitlesel eylemlere, grev ve direnişlere evrilmediği için moral etkileri dışında önemli bir katkısı olmayacaktır.

Paris Komünü’nü oluşturan büyük grupların esasen anarşist gruplar olduğunu belirtmiştik. Anarşizmin bir işçi devleti zorunluluğuna, proletarya diktatörlüğünün gerekliliğine karşı fikirleri sonucunda fazlasıyla demokratik olan Komünün aynı zamanda kendisini korumak üzere gerekli tedbirleri alan, burjuvazi üzerinde bir baskı aracı olması gereken yönünün ortaya çıkmasını engeller. 2 Nisan’da başlayan saldırılar giderek artarken Paris içerisinde kalan burjuvazi Versay ile işbirliği yapmaktadır.

Paris Komünü içerisindeki farklı sosyal gruplar savaşın şiddetlenmesiyle birlikte daha fazla ikilem yaşarlar. Oysa Paris işçilerinin en başından beri tutumları oldukça nettir. “Sadece işçiler, Komüne sonuna değin bağlı kaldılar. Burjuva cumhuriyetçiler ile küçük-burjuvalar çok geçmeden ondan ayrıldılar: birileri hareketin sosyalist ve devrimci, proleter niteliği tarafından ürkütüldükleri için; öbürleri ise onu kesin bir yenilgiye mahkum gördükleri zaman. Hükümetlerini sadece Fransız proleterleri, korkmadan ve yorulmadan destekledi; sadece onlar onun için, yani işçi sınıfının kurtuluşu için, tüm emekçilerin daha iyi bir geleceği için çarpıştılar ve öldüler.” (Lenin, Paris Komünü, Sol Yayınları, s. 59)

21 Mayıs’ta Paris Komünü ihanete uğrar ve şehrin iki yöndeki kapıları açılır. Artık Versay askerleri Paris sokaklarındadır. Korkunç bir katliama girişirler. 30.000 Komünar bu saldırılarda katledilir. Daha sonra idam edilenlerle birlikte katledilen Komünar sayısı 55 bine ulaşır. Binlerce kişi sürgün edilir. Yine binlercesi hapsedilir. Komün düşmüştür.

Her ne kadar yenilgi ile de sonuçlanmış olsa da 72 günlük Paris Komünü deneyimi işçi sınıfının tarihteki ilk devlet deneyimi olması bakımından müstesna bir yer tutar. Paris Komünü bir avuç asalak burjuvazinin ve onlar hesabına çalışan bürokrat, memur ve askerlerin yerini işçi-emekçilerden kurulu komitelerin alıp kendi kendilerini yönetmelerinin ve bu anlamda gerçek anlamda demokrasinin ve elbette proletarya demokrasisi deneyiminin de ilk örneğini oluşturur. Paris Komünü kendisini takip edecek devrimci işçi sınıfı mücadelesi ve işçi sınıfının önderliğindeki işçi devletlerine muazzam dersler bırakmıştır.

“Komün savaşçılarının anısı, sadece Fransız işçileri için değil ama tüm dünya proletaryası için kutludur. Çünkü Komün yerel ve sıkı sıkıya ulusal bir amaç için değil ama tüm emekçi insanlığın, bütün aşağılanmışların, bütün küçük düşürülmüşlerin kurtuluşu için savaştı. Toplumsal devrimin öncü savaşçısı olan Komün, proletaryanın acı çektiği ve savaştığı her yerde sevgiler kazandı. Yaşam ve ölüm tablosu, dünya başkentini eline geçiren ve iki aydan çok elinde tutan işçi hükümeti imgesi, proletaryanın kahramanca savaşımının ve yenilgiden sonraki acılarının görünüşü, tüm bunlar milyonlarca işçinin ruhunu tutuşturdu, sosyalizme olan umutlarını canlandırdı ve sevgilerini kazandırdı. Paris toplarının gürlemesi, proletaryanın en geri katmanlarını derin uykularından uyandırdı ve sosyalist devrimci propagandaya her yerde yeni bir atılım verdi. Bu nedenle Komünün yapıtı ölü değil; şimdiye değin her birimizde yaşadı o. Komünün davası, toplumsal devrim davasıdır, emekçilerin bütünsel siyasal ve iktisadi kurtuluş davasıdır, dünya proletaryasının davasıdır. Ve bu anlamda, ölümsüzdür o.” (Lenin, Paris Komünü, Sol Yayınları, s. 62) (Devam Edecek)

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu